izmir Sohbet

tarihinde yayınlandıSohbet içinde yayınlandı

Suat abim’e eşsiziz yazısı için teşekkür ediyorum. Alabilir miyim abim dedim sağolsun.

96538,kentplani” 00.10 İzmir Treni

Yoktu hiç aklımda 1988 Şubatına gitmek.

Neden o günleri bir daha anımsamayayım ki? Korkuyor muyum acaba o yaşanılası günlere geri dönmekten. Hayır, asla korkmuyorum! Neden korkayım ki o günlerden… Ben zaten yine de yaşıyorum o yaşadığım günleri.

O an yoktu kuşlar gökyüzünde; ama yine de mutluydum, her zamankinden mutlu ve daha mutlu.

Evlerde kömür kokusu vardı, dışarıda alabildiğine soğuk… Olsun bir banktaydık sen ve ben gelmesine daha bir saat olan 00.10 İzmir Treni için. İçimizi dolduran o soğuk hava ısıtıyordu yüreğimizi.

Başımı kaldırıp saatlerce elimi tutan yüreğimin yüreğine baktım, kahverengi gözleri kara yüzünden bana bakıyordu, dalları karları taşımaktan yorulmuş bembeyaz olmuş ağacın önünden. Yüreğim ısındı o anda bir daha soğumamacasına.

Konuşuyorduk bizi almaya gelmeyen trenlerin önünde. Mutluydum yaşamımda daha önce duyduğumu sandığım ama duyumsamadığım duygularla.

Biliyordum onunda mutlu olduğunu; çünkü sarıldıkça sarılıyordu bana safça olan duygularının kar beyaz temizliğiyle.

Yavaşça ellerimi bıraktı, dudakların şarap kadehini bıraktığı gibi incitmeden, doğruldu yerinden derin bir nefes alarak ve bana baktı uzun uzun şiir yüreğiyle. Şu dizeler döküldü ılık nefesiyle:

“Ne güzel değil mi,
ellerdeki şarap kadehiyle
çekik gözlerde
sarhoş olmak.”

Sarıldım ona fırlayarak saatlerce bize konukseverlik gösteren banktan.

Öptüm onu, ilk defa öpüyordum ve ilk defa öpülüyordum 1988’in Şubatında. Soğuğun insanları dondurduğu günde ben ve o sıcacıktı. Uzaktan duyuldu sıcaklığımız, erimek istiyordu karlar bizim sıcaklığımızla.

Olanca gürültüsüyle kar tanelerini savurarak gara girdi 00.10 İzmir Treni, içimizdeki sıcaklık bir telaşa dönüştü. Yürüyorduk hızlıca, ikimizde birden dönüp baktık dostumuz banka, yüzümüzdeki tebessümle el sallayarak.

üçok suat 22 Kasım 2004 Pazartesi, Gece Karanlığı ”

 

İzmir iyotlu şehir. Ülkemizin üçüncü büyük şehri. Akdeniz iklim kuşağında kalan İzmir’de yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Hemen batısında bulunan eşsiz Ege Denizi adeta İzmir ile sohbet edercesine bir birlerine sıkısıkıya bağlıdırlar. İzmir ilinin ilçeleri; Balçova, Bayraklı, Çiğli, Gaziemir, Karşıyaka, Karabağlar, Konak, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Bornova, Buca, Çeşme, Dikili, Foça, Güzelbahçe, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Narlıdere, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla’dır.

İzmir ile özdeşleşen türküden bir kesit, melodisi bile hafızamızda.

İzmir’in kavakları
Dökülür yaprakları
Bize de derler Çakıcı
Yar fidan boylum
Yıkarız konakları

 

imagesAlsancakta dostlar ile kahvaltı, ardından uzun uzun sohbetler. Karşımızda deniz çayımızı yudumlarken İzmir’i dinlemek.

Çoğu kişi “Aman canım ne özelliği var, bildiğin poğaça” der ama o iş öyle değil işte. Kendine özgü bir tadı ve lezzeti olan boyoz sadece İzmir’de üretilir. İzmirlilerin çay ve yumurta ile sabah kahvaltılarını süsler. Akşamları da sıcak sıcak 2 boyoza kimse hayır demez ayrıca. “Ee bildiğin simit bu” demeyin, değil! Bu gevrek. İzmir Gevreği. Tadı da, hamuru da farklıdır. Özellikle İzmir Çeşme’ye özgü olan bir şey olan kumru, sabah kahvaltısından tutun da, yine gececilerin vazgeçemediği özel bir lezzettir. Farklı bölgelerde ve şehirlerde kumru adı ile satılan yiyeceklerle ilgisi yoktur. Kumrunun bi’ kere ekmeği özeldir. Ayçekirdeği değil, çiğdem. Kısa ve öz. Uzatmaya gerek yok.Bu söylem daha çok İzmir’in çevre ilçelerinde ve köylerinde yaygın olsa da genel olarak tüm Ege Bölgesinde bilinen ve kullanılan bir kelimedir. Domates=Domat. “Süt darı bunlar” lafını İzmirliler çok iyi bilir. Mısır denmez ona, darı onlar darı. Süt darı hem de 🙂 Bildiğin çamaşır suyu işte. Markanın adı Klorak ama İzmirliler öyle bi benimsemiş ki bu ismi. Anlayacağınız dilden söyleyelim. “Kağıt mendil = Selpak” gibi düşün 🙂 Bütün İzmirliler için özel bir yeri vardır saat kulesinin. Herkesin önünde en az bir kere fotoğraf çekilmişliği vardır. Yaşlılar denizin dibindeki halini de hatırlarlar, daha genç olanlar araya yol girdikten sonrasını bilir. Yok böyle bi rekabet, yok böyle bi çekişme. İzmir’in iki köklü kulübü arasındaki bu üstünlük kurma savaşı şehirden dışarı taşıp dünyanın önde gelen derbileri arasına bile girmiştir. Göztepeliler Karşıyakalıları, Karşıyakalılar da Göztepelileri sevmez. İzmirliler bilir, Fenerbahçe Galatasaray rekabeti bile bu iki takım arasındaki rekabetin yanında sönük kalır. Kordon ve Kordonboyu hemen hemen her gün gündüz ayrı gece ayrı İzmirlilerin akın ettiği, çimlere yayılıp oturdukları, deniz havası eşliğinde zaman geçirdikleri bir sahil şeritidir. Ne zaman bir kutlama yapılacak olsa tüm İzmirliler soluğu Gündoğdu Meydanı’nda alır. Bayram, Yılbaşı, maç kutlamaları için burada buluşmak İzmirliler için bir ritüel haline gelmiştir artık.  Konak’ta bulunan büyük bir mağaza olan YKM’nin İzmirliler için ayrı bir yeri var. İzmirli olup da burada birileriyle buluşmamış biri yoktur 🙂 Yine bir başka klasikleşmiş buluşma noktası. Alsancak’ın göbeğinde olan Sevinç pastahanesi önü, 7 gün 24 saat önünde birilerini bekleyen insanlarla doludur.AVM’ler her tarafı sarmadan önce bütün İzmirlilerin sık sık gittiği ve gıdadan giyime tüm alışverişini yaptığı yerdir Kemeraltı. Artık eski kalabalığında olmasa bile “Kemeraltı kalabalığı” kavramı vardır yine de.  Son senelerde popülaritesini ve ününü Çeşme’ye kaptırsa da Kuşadası yerli ve yabancı turistlerin çok sevdiği özel bir tatil yeridir. Aydın’a bağlı olmasına rağmen İzmir’lilerin sık sık gittiği turistik bir yerdir ve kısaca ada denir.  Son dönemlerin en popüler yazlık mekanı olan Çeşme, İzmirlilerin 12 ay boyunca yaşadığı en önemli yerlerden biridir. İzmir’e yarım saatlik mesafedeki yakınlığı ile her İzmirli kafasına estiği gibi soluğu Çeşme’de alır.

Hülâsa İZMİR güzeldir. Sohbeti de güzeldir, muhabbeti de güzeldir.

Soykan 23.06.2016

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir